Ekonomi Haber

Cevdet Yılmaz’dan Küresel Yatırımlara İlişkin İyimser Açıklamalar: Türkiye’nin Potansiyeli Vurgulandı

Cevdet Yılmaz'dan Küresel Yatırımlara İlişkin İyimser Açıklamalar: Türkiye'nin Potansiyeli Vurgulandı

23 Mayıs 2026 tarihinde, Türkiye’nin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 38. Olağan Kurultayı ile ilgili verdiği karar, ülke genelinde siyasi ve ekonomik dalgalanmalara neden oldu. Bu durum, Borsa İstanbul’un değer kaybetmesi, Türkiye’nin risk primlerinin (CDS) artması ve uluslararası yatırımcıların Türkiye’yi masada bırakması gibi olumsuz gelişmelere yol açtı. Ancak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bu karamsar atmosferin ortasında Türkiye’nin uluslararası yatırım cazibesini sürdürdüğünü ifade etti. Yılmaz, Türkiye’nin yatırım alma hedefinin 30 milyar dolara ulaşması gerektiğini vurguladı.

Küresel yatırımlar konusuna değinen Yılmaz, İstanbul Finans Merkezi’nde düzenlenen “Türkiye Yüzyılında Yatırım ve Finans” programında yaptığı konuşmada, Türkiye’nin doğrudan yatırımlardan aldığı yüzde 1’lik payı yetersiz bulduğunu belirtti. İlk etapta bu oranı yüzde 1,5’e çıkarma hedefini açıkladı. Ayrıca, doğrudan yatırım girişinin 12,6 milyar dolara ulaştığını ve sanayici ile üreticiler için kurumlar vergisinin yüzde 12,5’e indirilmesinin stratejik bir adım olduğunu kaydetti. Yılmaz, Türkiye’nin nominal dolar bazında dünyanın 16’ncı en büyük ekonomisi olduğunu hatırlatarak, “Gündelik olayların etkileri geçicidir, Türkiye üretim merkezi olabilecek bir konumda” şeklinde konuştu.

Yılmaz’ın iyimser açıklamaları, uluslararası kamuoyunda Türkiye’deki yargı kararının muhalefetin siyasi yükselişini engellemek amaçlı bir “siyasi darbe” olarak yorumlandığı bir döneme denk geldi. New York Times, bu kararı “Erdoğan’ın siyasi rakipleri için yeni bir zorluk dalgası” ve “siyasi bir darbe” olarak değerlendirdi. Avrupa Parlamentosu’ndan ise “AB artık buna kör ve sessiz kalamaz” şeklinde bir tepki geldi. Uluslararası medya, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in görevden alınması ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun geri getirilmesi gibi gelişmeleri, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na karşı açılan davalarla ilişkilendirerek, iktidarın yargı üzerinden siyaseti şekillendirdiğini belirtti.

Öte yandan, içeriği etkileyen “mutlak butlan” kararı finansal piyasalarda beklenmedik sonuçlar doğurdu. Türkiye’nin 5 yıllık risk primi (CDS), kararın ardından yüzde 4,4 artarak 257 seviyesine yükseldi. O dönemde Londra’da yabancı fon yöneticileriyle görüşmelerde bulunan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan büyük bir şok yaşadı. İngiliz ekonomist Timothy Ash, bu kararın duyulmasının ardından yabancı yatırımcıların toplantıyı terk ettiğini bildirdi. Piyasalardaki çöküşü önlemek amacıyla ekonomi yönetimi, ilk yarım saatte yalnızca 6 milyar dolar, gece boyunca ise toplamda 13,98 milyar dolar harcadı. Yılmaz’ın yıllık bazda övündüğü 12,6 milyar dolarlık doğrudan yatırım girişinin, sadece bir gecede döviz kurundaki dalgalanmayı durdurmak için harcanması, iktidarın ekonomik söylemleri ile piyasa gerçekleri arasında ciddi bir çelişki olduğunu gözler önüne serdi. Borsa İstanbul’da devre kesicilerin devreye girdiği ve doların 45,74 TL ile rekor kırdığı günde, Yılmaz’ın “üst seviyeye taşıyacağız” mesajı dikkat çekti.